JoJo Rabbit: Savaşın Komik ve Acımasız Yüzü

About Us

Zihninde karikatürize edilmiş bir Hitler’le dolaşan on yaşındaki bir çocuk… Sadece bu cümle bile aslında filmin ne kadar ilgi çekici olduğunu gösteriyor. Filmin senaristi ve yönetmeni olan Taika Waititi, bir çocuğun gözünden dünyaya bakarak aslında çocukların propagandanın en tehlikeli silahları olabileceğini bizlere gösteriyor. JoJo, tüm masumiyetiyle Hitler’i en yakın arkadaşı olarak görüyor ve sonsuz bir bağlılıkla onun izinden ilerliyordur. Ancak JoJo’nun Hitler’i bizim bildiğimiz Hitler’den oldukça farklıdır. Bunu da yer yer komik bir dille anlatan film, tüm bunların sadece komiklik olmadığını, aynı zamanda savaşın insan ruhu ile acı verici çatışmasını da gözler önüne seriyor.

​NAZİZM’E KARŞI ANNENİN HİTLER HAYRANI OĞLU

​Aslında filmin en can alıcı noktalarından biri de bu çelişkidir: JoJo’nun annesine rağmen bir Hitler hayranı olması. Scarlett Johansson’ın mükemmel oyunculuğuyla canlandırdığı JoJo Betzler’in annesi Rosie Betzler, rejime açıkça karşı koymak yerine karşıtlığını sessiz yollarla gösterir. Ancak JoJo ise annesinin bireysel muhalefetinden çok, daha güçlü olan rejimin etkisindedir. Öyle ki devlet, Hitler hayranı gençler yetiştirmek için birçok propaganda da uygulamaktadır. Bu da JoJo’nun en yakın arkadaşının Hitler olmasını oldukça iyi açıklar. Rosie, oğlunun nefret dolu biri olarak büyümemesini isteyen ve bunun için her şeyi feda edebilecek bir annedir. İşte filmin başı, sonu ve ortası, bu çelişkilerle dolu anne-oğul ilişkisini ağlatarak, güldürerek harika bir şekilde bizlere sunuyor.

​HAYALÎ HİTLER GERÇEK HİTLER’E KARŞI

​Siyah beyaz dünyalar çoğunlukla çocukların gözlerinde renk bulur. Eğer dünya zaten renklîyse, çocuklar bu renkleri daha da parlak görür. Bu sonsuz hayal dünyaları da buradan doğar. Filmdeki hayalî Hitler’imiz arkadaş canlısı bir adam gibi gözüküyorsa, bunun temelinde de JoJo’nun masum ve gerçeklikten uzak dünyası yatıyor. Sadece posterlerde gördüğünüz ve sesini yalnızca radyolarda işittiğiniz birini evinizde, daha da önemlisi zihninizde var edecekseniz, biraz da kendi dokunuşlarınızla süslemekten zarar gelmez sanırım. JoJo’nun Hitler’i de işte tam bu şekilde süslenmiş, saptırılmış bir Hitler’dir ve aslında bu çok derin mesajlar içerir. Örneğin, gerçekte katı ve otoriter olan Hitler, burada çocuksu ve mantıksız bir konuşma tarzına sahiptir. Sigara karşıtı bir adam olduğu bilinirken, filmde onu JoJo’ya sürekli sigara ikram eden biri olarak görürüz. Aynı zamanda, bu iki Hitler arasındaki bir diğer fark da gerçektekinin vejetaryen olup filmdekinin her akşam tek boynuzlu at kafasıyla beslendiğini bilmemizdir. Film aslında bu küçük gibi görünen detaylarla bir çocuğun zihnine girmemizi kolaylaştırıyor ve bu koşulsuz sevginin ancak bu şekilde var olabileceğini bizlere gösteriyor.

​GERÇEĞİN AYNASI

​Film, her şeyden öte, insanlık tarihinin karanlık bir lekesini gözler önüne serer. Eğlence ve masumiyet içeren alt hikâyesinin yanı sıra, Elsa Korr karakteri ile bu karanlık tarafı bize bariz biçimde, çekinmeden gösterir. Rosie’nin direnişinin en büyük temsili olan bu genç kız, aynı zamanda JoJo’nun dünyasını da altüst eder. Belki yaşından, belki dayatılanlardan kaynaklı olan tatlı hayal dünyası bile bu gerçeğe dayanamaz. Artık bu çocuğun ne kadar arkasına saklanmak isterse istesin, yüzleşmesi gereken gerçekler vardır. Üstelik bu gerçekler küçük sıyrıklarla değil, derin yaralarla iz bırakacaktır. Peki ama tüm bu yaralar içinde en kötüsü nedir: Evinizde bunca zamandır bir canavarla yaşadığınızı öğrenmek mi, yoksa bunca zamandır asıl canavarların yalanları üzerine inşa ettiğiniz hayallerinizin yakılması mı?

​Peki ama yine de hayat sana ne verirse versin, dans etmeye devam edebilir misin?

Comments

Bir Cevap Yazın

25.Kare sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin