Yazılar
BİR ROMANTİK KOMEDİDEN DAHA FAZLASI
Gerçek aşk, bu gerçek aşk uğruna her şeyi yapabilecek âşıklar, arka fonda bir müzik ve derin bakışlar eşliğinde dans… Romantik filmlerin neden sevildiğini anlamak çok da zor olmasa gerek. Hele ki bu aşk hikayesi, âşıklar şehri Paris esintisini taşıyorsa… 1954 yapımı olan Sabrina filmi, şüphesiz ki tarihin en güzel romantik filmlerindendir. Audrey Hepburn’un harika canlandırmasıyla bu film, bize hayalperest bir genç olan Sabrina’nın imkânsız görünen aşk hikayesini anlatıyor.
Aşk bazen öyle karmaşık oluyor ki insanı kah güldürüyor, kah ağlatıyor ya da başını döndürüyor. İşte bu film, aşka dair her şeyi içeriyor. 50’lerde geçen bu film, siyah-beyaz temasıyla nostalji yaşatırken aynı zamanda hikayesindeki renkliliklerle bize mükemmel bir seyir keyfi yaşatıyor.
PEKİ SABRINA GERÇEKTEN AYA MI ULAŞMAYA ÇALIŞIYORDU?
Eğer henüz bu filmi izlemediyseniz, izledikten sonra bu soruma bir yanıt bulabilirsiniz. Hayat bazen öyledir ki siz de kendinizi Sabrina gibi bir hayale kaptırıp gider ve sonra da aslında burnunuzun dibindeki gerçeği göremez olursunuz. Hayaller güzeldir ama belki de onları güzel kılan şey, ulaşılmaz olmalarıdır. Hayalinize ulaştığınızda aslında onun düşündüğünüz kadar mükemmel olmadığını anladığınızda ne yaparsınız?
Sabrina, henüz küçük bir kız çocuğuyken Larrabee’lerin şoförlüğünü yapan babası ile yaşıyor ve gösterişli malikanenin tüm o ışıltılı partilerini bir ağacın tepesine çıkarak izleyip hayallere dalıyordu. Bu hayallerinin başrolünde ise ailenin genç, yakışıklı ve çapkın oğlu David Larrabee yer alıyordu.
David için görünmez olan Sabrina, çıktığı bir Paris serüveninden sonra David’in ilgisini çeken genç bir kadın olarak evine geri dönüyor. Ancak ilgisini çektiği tek kişi yalnızca David değil, ailenin yalnız ve büyük oğlu Linus Larrabee de oluyordu.
Peki ya Sabrina’nın kalbi kim için atacak? Yıllardır hayallerini süsleyen çapkın David mi, yoksa içinde derinlikler saklayan Linus mu? Sabrina belki de gerçekten aya ulaşmaya çalışıyordu. Peki ama aya ulaştığında hâlâ arzuladığı şey ay olmaya devam mı edecek?
HERKESİN İÇİNDE BİR SABRINA SAKLIDIR
Herkesin gençken arka bahçesinde bir ağacın tepesinden hayallerini izlediği zamanlar olmuştur. Belki bu hayaller size yalnızca bir çit mesafesi kadar uzaktır ama o çiti geçmek o kadar da kolay görünmeyebilir. Arka bahçenizden izlediğiniz hayaller bir aşk, bir iş, belki de bir tek boynuzlu at olabilir.
Ne olursa olsun, o ağacın tepesinden inip harekete geçmelisiniz. Belki o çitlerin o kadar da aşılamaz olmadığını anlamak için size de Sabrina gibi bir Paris serüveni iyi gelebilir.
İşte bu hikaye öylesine güzel işlenmiş ki kendinize “Acaba bir gün ben de Sabrina gibi olabilir miyim? Benim David’im de bir yerlerde beni bekliyor mu? Linus gibi adamlar kaldı mı gerçekten?” sorularını sorarken bulursanız şaşırmayın.

Bir Cevap Yazın